DİYALİZ
  Diyaliz hakkında bilgiler
 

HEMODİYALİZ CİHAZI HEMODİYALİZ CİHAZI Hemodiyaliz: ArterioVenöz Fistül, Greft veya Kateter yardımıyla hastadan alınan kanın vücut dışında cihaz yardımıyla diyalizörden geçirilerek sıvı ve solüt içeriğinin yeniden düzenlenerek hastaya geri verilmesi ile gerçekleşir. Hasta kanındaki; Solüt düzenlenmesi difüzyon ile Sıvı düzenlenmesi ise ultrafiltrasyon ile gerçekleştirilir. Difüzyon: Kan ve diyalizattaki solütlerin çok yoğun ortamdan az yoğun ortama geçişiyle olur. Ultrafiltrasyon: Suyun hidrostatik yada ozmotik basınçla yarı geçirgen bir membrandan geçişidir. HEMODİYALİZ CİHAZININ GÖREVLERİ • Hasta kanını güvenli bir şekilde ve sabit bir basınçla(akımla) hastadan alınıp diyalizörden geçirdikten sonra tekrar hastaya sabit bir basınçla(akımla) geri vermek, • Uygun yoğunluktaki diyalizatı hazırlayıp diyalizörden istenen akımda(flow) geçirmek, • Hasta kanının ve diyalizatın ısısını ayarlamak ve istenen ısıda tutmak, • Ultrafiltrasyon için negatif basıncı sağlamak, DİYALİZAT Cihaz, su arıtma sisteminden gelen su ile konsantre bikarbonat ve asit solüsyonlarını (1 asidik solüsyon + 1,225 bazik solüsyonu) 1/32-1/34 oranında karıştırarak diyalizöre gönderir. Konsantre diyalizat ile (asidik ve bazik solüsyonları) su sisteminden suyun belli bir oranda cihazda karıştırılması ile oluşan diyalizat içeriği Tablo-1’de verilmiştir. Tablo-1 İyonlar Konsantrasyonlar Na 132 – 145 mEq/L K 0 – 4 mEq/L CI 103 – 110 mEq/L HCO3 32 – 40 mEq/L Asetat 2 – 10 mEq/L Ca 0 – 3,5 mEq/L Mg 0,5 – 1,0 mEq/L Glukoz 0 – 200 mEq/L Cihazda bu karışım için ısısını ayarlayacak, havasını tutacak, basıncını ve akışını ayarlayacak sistemler bulunur. Hemodiyalizin güvenli olabilmesi için diyalizat yolu üzerinde, diyalizatın denetlenmesini sağlayan ve istenmeyen durumlarda diyalizatın hasta kanı ile karşılaşmasını engelleyip, kullanıcıyı uyaran sistemler vardır. Diyalizat yolu üzerindeki başlıca teknik donanımlar; • Kondaktivite • Isı • Kan kaçağı • Diyalizat akışı • TMP Kondaktivite: Cihaz, asidik ve bazik solüsyonlar ile su sisteminden gelen su karışımının iletkenliğini sürekli ölçer, doğru oranda karıştırılıp karıştırılmadığını kullanıcıya bildirir. İletkenlik, ayarlanan limitler dışına çıktığında, cihaz diyalizördeki diyalizat akışını durdurur ve kullanıcıyı ikaz eder. İletkenliğin limitlerin dışıda olması, karışımın uygun şekilde yapılmadığının göstergesidir. Uygun karışımın yapılamamasının nedenleri; • Asidik ve bazik solüsyonlarının bitmiş olması • Solüsyon pipetlerinin hava çekmesi • Asidik ve bazik solüsyon pompalarının arızası • Asidik ve bazik solüsyon pipetlerinin ters takılması • Kristalleşme sonucu tıkanıklık • Su sisteminden gelen suyun uygun basınçta olmaması. Isı Kontrolü: Normal de bir insanın vücut ısısı 36,5 santigırat derecedir. Fakat su sisteminden ve asidik-bazik solüsyonların karışımı, 5-15 santigırat derece arasındadır. Diyalizatın 34-35,5 santigırat derece olması istenir. Bunu cihaz atık suyun ısısını ve rezinstansı kullanılarak sağlar. Genelde hemodiyalizdeki hastaların tansiyonları düştüğü için 35-35,5 santigırat derecede diyalizat kullanmak uygundur. 39 santigırat dereceden fazlası hemolize neden olur. Isı ile ilgili istenmeyen iki durum vardır. Bunlar düşük ısı ve yüksek ısıdır. Nedenleri; • Isıtıcının arızası • Su akışının olmaması • Sıcak yıkamanın yeni bitmiş olması • Su sisteminden gelen suyun çok sıcak olması. Kan Kacağı: Cihazın en önemli özelliklerinden biridir. Diyalizördeki patlaklık veya daha başka bir arıza sebebiyle kandan diyalizata geçmesini istemediğimiz kan hücreleri geçebilir. Bunu önlemek için diyalizatın cihaza dönüş yolu üzerinde kan algılayıcı bir sensör bulunmaktadır. Bu sensör sayesinde kaçak tesbit edilir ve cihaz, diyalizat akışını durdurur. Sesli ve görsel alarm verir ve kan pompasını durdurur. Böyle bir durumda şayet hemodiyalize devam edilecekse diyalizör değiştirilir. Diyalizat Akışı: Solüt içeriğini ayarlamak ve diyalizatı diyalizörden geçirmek için cihaz iki motor kullanır ve kullanıcının isteğine göre dakikada 300-500-800 ml diyalizat akışı sağlar. Sıklıkla yapılan uygulama dakikada 500 ml diyalizat akışıdır. Düşünüldüğü zaman, diyalizatın hızlı akışı, diyalizatın kanla daha çok karşılaşacağı için daha iyi bir diyaliz yapacağını yönündedir. Ancak, yapılan araştırmalar gösteriyor ki, diyalizat akışının 500 ml/dk’nın üzerinde olması anlamlı bir kazanç sağlamadığı halde, altında olması durumunda ise diyaliz etkinliğinin düştüğü görülmüştür. Fakat yüksek etkinlikli bir diyalizör kullanılıyorsa ve kan akım hızı 350 ml/dk’nın üzerinde ise diyalizat akış hızının 800ml/dk olması üre klirensinde yaklaşık %5 ile %10 arasında artış sağlar. Konvansiyonel hemodiyaliz cihazlarında diyalizat akımı 300 ml/dk’ya düşürülerek yavaş sürekli hemodiyaliz tedavisi uygulanabilir. Diyalizat akışı ile ilgili olarak karşılaşılacak genel problem akışın ya yüksek olmasından yada düşük olmasından ortaya çıkar. Bu durum da ilk yapılacak işlem cihaza su arıtmadan gelen suyun basıncını ve atık suyun basıncını kontrol etmek olmalıdır. Arızanın nedeni; hidrolik aksamdaki bir tıkanıklıktan, su hattındaki kingten veya arızalı bir valften kaynaklanıyor olabilir. TMP (Trans Membran Basınç) ve Ultrafiltrasyon(UF): Ultrafiltrasyon; hastanın atamadığı sıvıyı cihaz yardımıyla uzaklaştırma işlemidir. Bu işlemi cihaz, diyalizör içerisinde negatif (-) basınç oluşturarak yapar. Diyalizörün kan bölümünden diyalizat bölümüne sıvı geçişiyle işlem gerçekleşir. Bu işlem; çok basit bir mantığa dayanır; diyalizöre gelen diyalizat ile çıkan diyalizatın miktarı eşitledikten sonra, ekstra bir pompa(UF pompası) ile istenen sıvı hastadan çekilir. Bunun kontrolünü ise cihaz, diyalizörden çıkan diyalizatın basıncını ölçerek sağlar ki, bu basınca; trans membran basınç (TMP) denir. UF Miktarı(saatte) / Diyalizör KUF Değeri = TMP (- Venöz Basnç) Diyalizörler genelde, maksimum –500 mmHg’ya kadar basınca dayanıklıdır. Diyalizörde pıhtı olması, saatlik UF miktarının yüksek olması, KUF değeri düşük olan diyalizörde , kan pompa hızının düşük olması TMP basıncının yüksek olmasına neden olur. Kullanıcının üzerine düşen; istenilen hemodiyaliz süresini ve ultrafiltrasyon (UF) miktarını ayarlayıp diyalizi başlattıktan sonra oluşabilecek problemlere karşı dikkatli olmasıdır. Oluşabilecek istenmeyen durum, ayarlanan sıvı miktarının hastadan uzaklaştırılamamasıdır. Bu durumun nedenleri ise aşağıdakiler olabilir; • Hastanın hemodiyaliz işlemi sırasında fazla miktarda oral sıvı alması, • Hastaya hemodiyaliz işlemi sırasında IV olarak fazla sıvı verilmesi, • Hemodiyaliz işleminin erken sonlandırılması, • Venöz basınç hattının klempli olması, • Hastanın diyaliz öncesi ve sonrası aynı kıyafetle tartılmaması. Eğer bu durumlar göz önünde bulundurulmasına rağmen problem devam ediyorsa, teknik servis çağırılmalıdır. KAN YOLU İLE İLGİLİ TEKNİK DONANIMLAR Cihazın ikinci görevi; hasta kanını, güvenli bir şekilde diyalizörden istenilen akımda geçirip hastaya geri vermesidir. Bu kan yolu, başlıca 3 bölümden oluşur; 1. Arteriyel (hasta kanının alındığı) hat 2. Diyalizör 3. Venöz (hasta kanının geri verildiği) hattır. Bu kan yolu boyunca, işlemin planlandığı gibi olup olmadığının izlenmesi ve işlem sırasında olası komplikasyonları engellenmek amacıyla bir dizi alarm düzenekleri bulunmaktadır. Sistemde, monitörize edilen değerler, ayarlanan limitlerin dışına çıktığı zaman ve/veya sisteme hava girdiği anda cihaz görsel ve sesli olarak haber(alarm) verir. Aynı zamanda ekstrakorporal dolaşımı durdurur. Arterial (Hasta Kanının Alındığı) Hat: Arterial Basınç Monitörü: Hasta kanının, arterial sete yeterli basınçla gelip gelmediğini görmemize yarayan monitördür. Arter setlerinde kan pompasından önce veya sonra arter basınç uzantısı bulunur. Bizim kullandığımız arter setlerinde pompadan önce bulunmaktadır. Yeterli bir kan akım (300-350ml/dk’lık kan pompa) hızında –100 ile –250 arasındadır. Ülkemizde genelde sadece venöz basınç monitörü kullanılmaktadır. Fakat arter basınç monitörü ekstra bir maliyet olmadan ölçülebilen bir basınçtır. Kullanılması erken müdahele için önemlidir. Düşük arter basıncı (yetersiz kan akımı) alarmının nedenleri; - Arter setinin kıvrılması (king oluşması), - Arter setinin klempli olması, - Arterio-Venöz Fistül’de veya greftte, arter iğnesinin damardan çıkmış veya damar cidarına vakumla yapışması, - Kateterlerde, katerterin damar cidarına yapışması - Hipotansiyon Kan Pompası: Kanı hastadan stabil bir akımla alıp diyalizöre götüren ve diyalizörden yine stabil bir akımla hastaya dönüşünü sağlar. Arteio venöz setin uygun bölümü, kan pompasına takılmalı ve kan pompası sete göre ayarlanmalı(set değiştikçe yani farklı çapta set kullanıldığı zaman bir defaya mahsus yapılır)dır. Uygun ayar yapılmazsa hemolize veya yetersiz diyalize neden olur. Kan pompaları 0-500 ml/dk hızla çalışabilmektedir. 16 gauge fistül iğneleri kullanılıyor ve vasküler giriş yolu sorun ve kardiak problemleri yoksa 300-350 ml/dk kan akım hızı hedeflenir. Hemodinamisi ve vasküler giriş yolu uygun hastalarda 15 gauge iğneler kullanılarak veya kalıcı katateri olan hastalarda diyaliz etkinliğini daha da artırmak için 400-450 ml/dk gibi daha yüksek kan akım hızlarına çıkılabilir. Çocuklarda kan akım hızı formülü şu şekilde hesaplanır; Kan Akım Hızı = 100 + ( kg x 2,5 ) Heparin Pompası: Hastalara antikoagülan olarak ya düşük molekül ağırlıklı heparin yada heparin pompasından normal heparin yapılır. Heparin pompası; hastanın koagülasyon test sonuçlarına göre yapılması istenen normal heparini, hemodiyaliz süresi içinde ve son bir saatte bitecek şekilde vermemize yardımcı olur. Bu işlemde; 20cc veya 10cc’lik enjektöre yapılması istenen heparin miktarı çekilir. Kullanılan enjektöre göre 20cc veya 10cc’ye izotonikle tamamlanır. Heparin pompasına uygun bir şekilde yerleştirilir. Cihaz ayarlanır ve işleme başlanır. Venöz (Hasta Kanının Geri Verildiği) Hat: Venöz Basınç Monitörü: Venöz monitörde okunan basıç, diyalizörün kan kompartmanındaki basıncı belirlemek için kullanılır. Bu monütörde istenen kan basıncı düzeyleri aşıldığı takdirde (aşağı veya yukarı), cihaz alarm vererek kan pompasını durduracaktır. Özellikle greft ve arterio-venöz fistüllerde diyalizin başlangıcında, 200 ml/dk kan akım hızlarında ven basınç ölçümlerinin her diyaliz diyalize başlarken ölçülerek kaydedilmesi gerekir. Ven basınçlarında bu şekilde kaydedilen basal değerlerdeki artışlar, venöz darlığın en erken göstergelerinden biridir. Arteriovenöz fistüllerde kullanımda bir çok cihaz için >100 mmHg/cm değerler artmış ven basıncını gösterir. Greftlerde yüksek debi nedeniyle ven basınçları 200mmHg/cm ve daha yüksek olabilir. Bu nedenle ven basınçlarının başlangıçtan itibaren periodik izlenmesi ve basal değerlere göre artışlarda venöz darlıktan şüphelenilmesi gerekir. Diyaliz işlemi sırasındaki ven basıncının yüksek olmasının nedenleri; - Diyalizörde pıhtı olması, - Küçük çaplı setler veya <16 gauge fistül iğneleri ile yüksek kan akım hızlarına çıkılmış olması, - Arterio-venöz greft kullanıldığı zaman, basınç 200 mmHg/cm kadar yüksek olabilir, - Venöz set hattında king oluşması, - Ven iğnesinin damardan çıkması veya damar cidarına dayanmasıdır. Hava Kaçağı Dedektörü : Hava embolisi istenmeyen bir durumdur. Bu olumsuz durumu önlemek için bir dizi önlemler alınmıştır. Bunlar Arter hava tuzağı, Ven hava tuzağı ve Hava dedektörüdür. - Bozuk heparin pompası, - Hatalı sıvı infüzyonu, - Yanlış bağlantı, - Arızalı çıkan A.V. set gibi nedenlerden dolayı bu hazneler hava ile dolar ve fazlası hastaya gidebilir. Bu gibi durumları önlemek için cihazda hava dedektörü vardır. Bu dedektör havayı tespit ettiği anda kan pompasını durdurur ve ven hattı üzerindeki klempini klempler. Böylece hastaya hava gitmesini engellemiş olur. Cihazdaki hava klempi, hava algılayıcı dedektörün hemen altında yer alır. DEKALSİFİKASYON VE DEZENFEKSİYON Bikarbonatlı hemodiyalizde solüsyon iki ayrı bidonda toplanmıştır. Çünkü bikarbonat bazı elementlerle karşılaştığında kristalleşerek çökelti oluşur. Bu nedenle bazik solüsyonda (mavi kapaklı bidonda) bikarbonat ve saf su, asidik solüsyonda(kırmızı kapaklı bidonda) Na, K, Mg, Ca, Cl, HCO3, CH3COO, Glukoz elementleri bulunur. Cihaz bu iki solüsyonu ve saf suyu belirli bir akımla karıştırdığı ve bekletmediği için kristalleşme olmaz. Fakat hemodiyaliz sonrası cihaz içinde bekleyen bikarbonat kristalleşir ve bir sonraki hemodiyaliz işleminin yapılamamasına neden olur. Bu nedenle cihaz her hemodiyaliz işlemi(seansı) sonrası bikarbonat çözücü asit kullanılarak bikarbonattan arındırılması (dekalsifikasyon) gerekir. Bir hemodiyaliz cihazından faydalanan hasta, kendinden sonra cihazdan faydalanacak hastalar için hastalık riski oluşturmaktadır. Bu riski ortadan kaldırmak için cihaza dekalsifikasyon işleminden sonra sodyum hipoklorit ve benzeri kimyasal maddelerle dezenfeksiyon işlemi yapılmalıdır. BİR HEMODİYALİZ İŞLEMİ Hemodiyaliz işlemine hekim karar verir. Hekim tarafından verilen, hemodiyalize alınacak hastanın diyaliz talimatları mutlaka tam olarak alınmalı ve anlaşılmalıdır. Hekimin verdiği talimatlar doğrultusunda uygun cihaz, uygun diyalizör, uygun heparinizasyon, uygun süre ve solüsyon ayarlanmalıdır. Uygun Cihaz: Genelde, hastalık bulaşma riskini en aza indirmek için, cihazlar Hepatit B (+), Hepatit C (+) ve Hepatit B ve C (-) olarak guruplandırılmıştır. Hastanın laboratuar sonucuna göre uygun guruptan bir cihaz seçilir. Cihazın bir önceki hemodiyaliz sonrası, dekalsifikasyon ve dezenfeksiyon işleminin yapılmış ve dış yüzeyinin dezenfekte edilmiş olamasına dikkat edilmelidir. Cihaz, hekimin istediği özelliklerde olmalıdır. Bu özellikler Na ve UF Profiller, Volümetrik UF, İSO UF, HDF gibi özelliklerdir. Uygun Diyalizör: Hemodiyalizde, diyaliz ve UF gibi işlemlerin yapıldığı yer diyalizördür. Diyalizör dört girişli bir silindir tüpe benzer. Diyalizörün özellikleri arasında; ham maddesi, geçirgenliği, sterilizasyonu ve metrekaresi bulunmaktadır. Bu özellikler göz önünde bulundurularak hastaya uygun diyalizör seçilir. Diğer Malzemeler: Pıhtılaşma zamanına uygun Antikoagülan madde ve miktarı seçilir. Uygun diyalizat için uygun solüsyon seçilir veya hazırlanır(Na, K, Glukoz, Ca gibi elementlerin değişik formasyonlu solüsyonları vardır). Vasküler girişim yoluna göre hazırlık yapılır. CİHAZIN HAZIRLANMASI Hemodiyaliz için uygun cihaz “On/Off” düğmesine basılarak açılır. Hazırlanan solüsyonlara pipetler doğru olarak(mavi pipet mavi kapaklı bidona, kırmızı pipet kırmızı kapaklı bidona) atılır. Cihaz teste alınır. Cihazın test süresi ortalama 5 dakikadır. Cihaz testini bitirdiği zaman kullanıcıya sesli ve görüntülü olarak bildirecektir. Testi geçemeyen cihaz, hangi testi geçemediğini de aynı şekilde bildirir. Eğer problem giderilememişse, cihaz hemodiyaliz hastası için sakıncalıdır. Teknik servis çağrılmalıdır. Cihaz test yaparken diyalizör ve A.V. set cihaza takılabilir. Test bittikten sonra cihazın soketleri diyalizöre uygun şekilde takılıp kan geçmeden diyalizatın geçmesi sağlanır. Doldurma ve Yıkama: Set ve diyalizör uygun şekilde takıldıktan sonra, havadan ve sterilizasyon kalıntılarını temizlemek için ortalama 500-800cc izotonik %0.9 NaCl ile içinden geçirilerek set ve diyalizör yıkanır. Hastanın sterilizasyon maddesine karşı aşırı duyarlılığı varsa, yıkama miktarı 2000cc’ye çıkartılır. Yıkama işlemi, setin arter hattındaki uc kısmının yıkama mayisine montesinden sonra kan pompası çalıştırılarak başlatılır. İyi bir yıkama ve doldurma işleminde ideal kan pompa hızı 200 ml/dk’dır. Yıkama ve doldurma işleminde ilk önce arter hava tuzağının sonra hafif darbelerle diyalizörün en son olarak da ven hava tuzağının havaları alınır. Hava tuzaklarının üst kısmında belirtilen yere kadar sıvı ile dodurulur. Bu genelde 3/4 kısımdır. Tam olarak doldurulması kan göllenmesine yol açar. Diyalizördeki havanın kolayca çıkarılabilmesi için doldurma ve yıkamada mavi(alt) kısmının yukarı gelecek şekilde olmalıdır. Bu işlemden sonra ve diyaliz süresince kırmızı(üst) kısım yukarı gelecek şekilde olmalıdır. Yeteri kadar sıvı geçirildikten sonra kan pompası durdurulur. Arter ve ven setindeki büyük klempler kapatılır. HEMODİYALİZİN BAŞLATILMASI Hastamızı salona alıp, yatmadan tartılması sağlanır ve günlük takip formuna giriş kilosu işlenir. Her hastanın sıvı çıkışı olmadığı için hastalara bir kuru ağırlık tespit edilmiştir. Bu işlem sayesinde hastanın iki diyaliz seansı arasında aldığı sıvı miktarı tespit edilir. Bu miktar bize UF miktarını hesaplamada yol gösterir. Daha sonra hasta yatağına yatırılır. Daha önce belirlenmiş aşağıdaki vasküler giriş yollarından; - Arteriovenöz fistül - Arteriovenöz Greft - Kateter (Kalıcı, Geçici) hastada mevcut olan vasküler giriş yolu diyalize başlayacak hale getirilir. Kataterli hastalarda, bir önceki diyaliz sonunda katater lümenlerine koyduğumuz heparin enjektör yardıyla alınır. Greftli hastalarda arter ve ven iğneleriyle daha önceden belirlenmiş giriş yerlerinden mevcut grefttin durumuna göre 45 derece veya değişik açılarda giriş yapılır. Ven iğne uzantısı tamamen kanla doldurulur arter uzantısı ise doldurulmaya bilir. Bizim üzerinde özellikle duracağımız giriş yolu, en ideali ve en çok kullanılan olduğu için “fistül” olacak. Fistül iğnesinin giriş yolu çok önemlidir. Fistül ameliyatının yapıldığı bölgeden olabildiğince uzak olmasına dikkat edilmelidir ama en az 5cm uzakta olması istenir. Arter ve ven iğne mesafesi de en az 5cm olmalıdır .İğne giriş yerleri her girişte, fistülün ömrünü uzatması bakımından değiştirilmelidir. Bunu uygulamayı iki teknikle yaparız; • Merdiven tekniği, • Düğme teniği. Merdiven teniğinde; her diyalizde iğne giriş yerini vücuda doğru çıkabildiğimiz kadar çıkartırız. Çıkartabildiğimiz son noktaya gelince ilk girdiğimiz yer civarında başlayarak işlemi tekrarlarız. Düğme tekniğinde ise düğmenin delikleri gibi yuvarlak şekilde giriş yerlerini değiştiririz. İğne girişini yapmadan önce, elle muayene ile girişim yapacağımız yer tesbit edilir. Daha sonra yapılacak ise spreyle lokal anestezi yapılır. İğne girişi yapacağımız bölgeyi, mikroorganizmadan arındırmak için batikonlu pamukla, içten dışa doğru daire yaparak sileriz. Batikonun yaklaşık 5 dakika ciltle teması sağlanmalı. Bu sırada flaster ve fistül iğneleri hazırlanır, damarın durumuna göre turnike yapılır. İğnelerin her ikisinide 45 derece ile damara girer damarın durumuna göre açıyı azaltıp iğneyi ilerletiriz. Arter iğnesini fistüle, ven iğnesini ise kalbe yani vücuda doğru girer flasterle sağlam bir şekilde sabitleriz. Ven iğne uzantısının havasını greftte yaptığımız gibi tamamen çıkartırız ve her iki iğneyide klempleriz. Eğer işlemlerin yapıldığı sırada iğnede pıhtılaşma riski varsa veya pıhtılı bir damara girdiysek iğneler % 0,9 NaCI, daha da problemli ise heparinle yıkanmasında fayda vardır. - Diyaliz işlemine başlamadan önce makinede ayarlamamız gereken UF miktarını ve süresini ayarlarız. - Setin arter kısmındaki giriş yeriyle arter iğnesinin uç kısmı birleştirilir ve ikisinin de klempleri açılır. Setin ven ucu, setin içindeki % 0,9’luk NaCI’u boşaltmak için uygun bir yere tesbitlenir. Daha sonra kan pompası çalıştırılır. - Kan pompası girişte 200 ml/dk hızda çalıştırılmalıdır. - Eğer düşük molekül ağırlıklı heparin yapılacaksa, setin arter kısmından kan geçerken, heparin yapılması ve gerektiğinde kan alınması için yapılan kısımda heparin infüzyonu yapılmalıdır. - Kan ven hava tuzağına geldiğinde kan pompası durdurulmalı ve ven klempi katılmalıdır. Ven iğnesinin ucuyla setin ven ucu birleştirilir ve her ikisininin de klembi açılır. - Pompa çalıştırılmadan önce setin ven kısmında ve ven iğnesinde hava olmamasına dikkat edilir. - Kan pompası çalıştırılıp diyalize başlama düğmesine basılır. İşleme 200 ml/dk hızla başlanmalı ve ilk 5-10 dakika böyle devam etmelidir. Daha sonra kan pompa hızı 5 dakika arayla 250-300-350 ml/dk hıza çıkılır. - Arter, ven basınç monitörleri + - 100 mmHg’ye ayarlanır. Yeni cihazlarda limitleri kendisi otamatik olarak ayarlar. - Hastanın TA, Nb, Ateşi ölçülür. Bunlara göre cihaza, hastaya uygun ısı ve Na değerleri girilir. - Yapılan takipler günlük takip formlarına eksiksiz olarak kaydedilir. Not: Eldiven giyilmeden cihazlara değilmemeli ve hasta işlemleri yapılmamalı. Her yeni işlem için eldiven değiştirilmelidir. DİYALİZİN SONLANDIRILMASI - İstenilen hemodiyaliz süresi bittiği zaman cihaz, kullanıcıyı görsel ve sesli olarak uyarır. - Çıkış işlemine başlanmadan önce hastanın varsa daha önceden hazırlanmış tedavisi getirilir ve tercihen arter iğnesi çekildikten sonra yapılır. - Yapılacak tedavi (IV olanlar) diyalizörden emilmesini önlemek için ya ven hava tuzağından veya ven hava tuzağından sonra ilaç uygulamalarının yapılması için ayrılan bölümden yapılır. - Çıkış işlemine kan pompası durdurularak başlanır. - Daha sonra arter iğnesi ve setin arter bölümünün klempleri klemplenir. - İğne giriş yerine steril spanç ile orta şiddette bastırılarak iğne çıkartılır. - Çıkardığımız iğneyi, çıkış için ayırdığımız 150-200cc % 0,9 NaCI içerisine batırır, sabitler ve klempleri açılır. - Kan pompası maksimum 200 ml/dk hızla çalıştırılarak hasta kanı izotonik yardımıyla hastaya verilmeye başlanır. - Çıkış için kullandığımız izotonik bittiği zaman iğne serumdan çıkartılır ve kalan izotonikli kan hava yardımıyla itilir. - Arter iğnesi setten çıkartılıp iğne kutusuna atılır. - Hava ile itilen izotonikli kan ven hava tuzağına gelince kan pompası durdurulur. - Setin ven kısmı ve ven iğnesi klemplenir. - Bir spanç yardımıyla ven iğnesi çıkartılır ve iğne kutusuna atılır. - Eğer hastanın hemodiyaliz sonrası hipotansiyon atakları varsa ven iğnesi çıkarılmadan bir müddet beklenir ve gerekirse bir miktar mayi hastaya ven iğnesi yardımıyla verilir. - İğneler iğne kutusuna, sette tıbbi atık çöpüne atıldıktan sonra pipetler ve soketler yerlerine takılır. - Cihaz, yıkama proğramında dekalsifikasyona alınır. - Şayet tekrar hasta alınmayacak ise cihaz uygun proğramda dezenfeksiyon işlemine alınır. - İğne giriş yerleri kontrol edilir ve kanama durmuş ise eski spanç yeni steril spançla değiştirilip flasterlenir. - Hasta kataterli ise katater lümenlerine ayrı ayrı en az 10cc izotonik verilir. Daha sonra lümen üzerlerinde yazan miktarlara göre lümenlere saf heparin verilip steril kapakla lümen girişleri kapatılır. - Katater pansumı yapılıp kataterin hereket etmesini engellemek için sabitleriz. - Hasta kendisini iyi hissediyor, tansiyonu da iyiyse hasta tartılır ve gitmesine izin verilir. Diyaliz Hemşireleri Ve Teknikerlerinin Görevi 1- Makinalar teknisyen tarafından açılmadıysa makinaları açmak. 2- Makinalara set ve serum geçirmek. 3- Makina hazır olunca hastayı tartıp makinasına almak. 4- Hastayı diyalize bağladıktan sonra TA ve diğer vital bulguların alınması. 5- Hastanın çıkışına kadar saat başı TA , heparinizasyon ve makina takibi, bütün bunların dosyaya işlenmesi. 6- Hastanın çıkış saati geldiğinde hastayı makinadan çıkarma TA ve kilonun dosyaya işlenmesi. 7- Makinayı yıkamaya alma ve diğer girecek hasta için makinayı hazırlama . 8- Hasta diyalize ilk defa girecekse hastaya ve yakınlarına bu konuda eğitim verme. 9- İlk defa diyalize giren hastadan Hbs ve HİV baktırma. 10- Hastaya katater uygulanacaksa malzemelerin hazırlanması ve katater takılmasında Dr ‘ a yardımcı olma. 11- Aylık , 3 aylık , 6 aylık tahlillerin yapılması, kağıtların yazılması , Lab.’a gönderme ve bilgisayara girilme işlemlerinin yapılması. 12- Eczaneden hasta için gerekli malzemelerin çekilmesi için hastaya yatış çıkış yapma, eczane tabelalarının yazılması , eczaneye gönderme ve takibi. 13- Diğer kliniklerde yatan hasta diyalize girecekse diyalize çağrılma ve gönderilme işlemlerinin yapılması. 14- Hastaya EKG çekilmesi. 15- Bütün yapılan işlemlerin yapım ücretlerinin bilgisayara girilmesi . Hastanın diyaliz haricinde bir tedavisi varsa ilaç uygulaması , pansuman yapma, O2 uygulaması gibi tedavilerin yapılması.
 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=